<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Harbi Dantel &#187; İle ilgili</title>
	<atom:link href="http://www.harbidantel.com/category/ile-ilgili/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.harbidantel.com</link>
	<description>Harbikız&#039;ın Moda ve Örgü Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Jul 2010 15:32:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Kütüphaneler Haftası ile İlgili Kompozisyon</title>
		<link>http://www.harbidantel.com/kutuphaneler-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html</link>
		<comments>http://www.harbidantel.com/kutuphaneler-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 17:53:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merve</dc:creator>
				<category><![CDATA[İle ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[haftası]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kompozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kütüphaneler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.harbidantel.com/?p=3289</guid>
		<description><![CDATA[Kütüphaneler Haftası ile İlgili Kompozisyon Kitabın yararlarının anlaşılması ve sayılarının çoğalması sonucu kitaplıklar oluştu. Kitaplıkların gelişmesi ile kütüphaneler meydana geldi. Herkesin yararlanması okuması, başvurması için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya kütüphane denir. Milli Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan haftanın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kütüphaneler Haftası ile İlgili Kompozisyon<br />
Kitabın yararlarının anlaşılması ve sayılarının çoğalması sonucu kitaplıklar oluştu. Kitaplıkların gelişmesi ile kütüphaneler meydana geldi. Herkesin yararlanması okuması, başvurması için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya kütüphane denir.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan haftanın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu oyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için bilinçlendirilir. Okullarımızda kütüphanenin yararlarından söz edilir. Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar öğretilir.</p>
<p>Kütüphaneler eski çağlardan beri insanlığın hizmetindedir. Eldeki bilgilere göre ilk kütüphane, Asurlular zamanında kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğu döneminde de kitaba ve kütüphaneye önem verilirdi. O dönemden zamanımıza kadar gelen büyük kütüphaneler vardır. </p>
<p>Yurdumuzun belli başlı büyük kütüphaneleri şunlardır : İstanbul’da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri. Ankara&#8217;da Milli Kütüphane, Millet Meclisi Kütüphanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kütüphaneleridir. </p>
<p>Bunlardan Milli Kütüphane, 15 Nisan 1946 tarihinde kuruldu. Açılış tarihinde içinde iki kitap bulunan bu kütüphanemizde bugün 620 bin kitap vardır. Kütüphanelerimizdeki kitap sayısı yaklaşık 6 milyon kadardır.</p>
<p>Kütüphanelerde, kitapların korunması, kitapların sınıflandırılması ve okuyucuya kitap verilmesi için uzman memurlar bulunur. Bu memurlara kütüphaneci denir. Kütüphanecilik özel bir eğitimi ve öğretimi gerektiren bir meslektir. Bu amaçla üniversitelerimizde kütüphanecilik bölümleri açılmıştır. Bu bölümlerde öğrenimlerini tamamlayanlar kütüphanelerde görev yaparlar. </p>
<p>Yaşadığımız yüzyıl bilgi, ilerleme dönemidir. Kitaplar bilime giden yoldur. Çağımızın buluşlarını kitap, dergi gazete gibi yayın organlarından izleriz. Okuduğumuz kitaplar, dergiler, gazeteler bilgilerimizi artırır. Bizi dünyadaki gelişmelerden, değişmelerden haberdar eder. Kitaplar sevgili dostlarımızdır. Kitaplıklar, kütüphaneler kitapların bir arada bulunduğu yerlerdir.</p>
<p>Bulunduğumuz yerdeki kütüphanelerden yararlanalım. Kütüphanelerin zenginleşmesi için kitap armağan edelim. Kitapların korunduğu, yerleştirildiği kitaplığı, kütüphaneyi temiz tutalım. Okuma salonlarında kimseyi rahatsız etmeyelim. </p>
<p>Not: İnternetten alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.harbidantel.com/kutuphaneler-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü ile İlgili Kompozisyon</title>
		<link>http://www.harbidantel.com/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-ile-ilgili-kompozisyon.html</link>
		<comments>http://www.harbidantel.com/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-ile-ilgili-kompozisyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 17:52:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merve</dc:creator>
				<category><![CDATA[İle ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kompozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[Kuruluş]]></category>
		<category><![CDATA[Milli]]></category>
		<category><![CDATA[Vakfı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.harbidantel.com/?p=3287</guid>
		<description><![CDATA[Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü ile İlgili Kompozisyon 19 Şubat Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı kuruluş günüdür. Her yıl bu gün okullarımızda, vakfın kuruluş amaçları anlatılır. Vakfın ülke, il, ilçe düzeyindeki çalışmaları sergilenir. Bu çalışmalardan örnekler sunulur. Milli Eğitim Bakanlığı, anaokulundan üniversiteye kadar öğrenci ve yurttaşların her tür eğitimi ile görevlidir. Eğitim hizmetleri, diğer hizmetlere göre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü ile İlgili Kompozisyon<br />
19 Şubat Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı kuruluş günüdür. Her yıl bu gün okullarımızda, vakfın kuruluş amaçları anlatılır. Vakfın ülke, il, ilçe düzeyindeki çalışmaları sergilenir. Bu çalışmalardan örnekler sunulur.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı, anaokulundan üniversiteye kadar öğrenci ve yurttaşların her tür eğitimi ile görevlidir. Eğitim hizmetleri, diğer hizmetlere göre daha pahalı olduğundan bakanlık bütçesi bu konuda yetersiz kalmaktadır. Halkın ve öteki kuruluşların yardımlarını sağlamak amacı ile 19 Şubat 1981 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı kurulmuştur.</p>
<p>Vakfın kurucuları gerçek kişilerle, Öğretmenler Bankası, İş Bankası, T.C.Ziraat Bankasıdır. Vakıf, kuruluşunu izleyen kısa sürede, il ve ilçe düzeyinde şubeler açmıştır. Eğitime katkıda bulunacak sosyal ve fiziki yapının geliştirilmesine yardımcı olur.</p>
<p>Milli Eğitim Vakfı kuruluşundan bu yana halkımız ve çeşitli kamu ve özel kuruluşlarından büyük ilgi ve yardım görmüştür. Vakıf, sağladığı gelirleri Milli Eğitimin amaçları doğrultusunda düzenli olarak değerlendirmektedir. </p>
<p>Not: İnternetten alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.harbidantel.com/milli-egitim-vakfi-kurulus-gunu-ile-ilgili-kompozisyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevlana Haftası ile İlgili Kompozisyon</title>
		<link>http://www.harbidantel.com/mevlana-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html</link>
		<comments>http://www.harbidantel.com/mevlana-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 17:51:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merve</dc:creator>
				<category><![CDATA[İle ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[haftası]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kompozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.harbidantel.com/?p=3285</guid>
		<description><![CDATA[Mevlana Haftası ile İlgili Kompozisyon Mevlana Celaleddin-i Rumi İnsan düşüncesine yepyeni bir mesaj veren ve İslam düşünürlerinin fikir sistemlerini, inanç akidelerini ruh, akıl ve sevgi üçgeni içinde sunan, insanlığa ahlak, din, ilim ve akıl yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan Mevlana Celaleddin-i Rumi, müstesna yüce bir varlık, ilahi bir ışık, manevi bir güneş, Muhammed Ali&#8217;nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mevlana Haftası ile İlgili Kompozisyon<br />
Mevlana Celaleddin-i Rumi </p>
<p>İnsan düşüncesine yepyeni bir mesaj veren ve İslam düşünürlerinin fikir sistemlerini, inanç akidelerini ruh, akıl ve sevgi üçgeni içinde sunan, insanlığa ahlak, din, ilim ve akıl yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan Mevlana Celaleddin-i Rumi, müstesna yüce bir varlık, ilahi bir ışık, manevi bir güneş, Muhammed Ali&#8217;nin bendesidir.<br />
Bugüne kadar gönüller tutuşturan ve bundan sonra da insanı etkilemeye devam edecek olan Veli, kutup, pir, insan-ı kâmil, büyük şair gibi sıfatlarla isimlendirilen bu büyük insan hepimize ışıktır.<br />
Gönüller sultanı Hz. Mevlana aşkın kemalidir; ama yalnız aşkın mı? Hayır, O tüm güzelliklerin kemalidir, ilmin de hikmetin de, aklın da&#8230;</p>
<p>O&#8217;nun insan düşüncesine verdiği en büyük mesaj Aşk, Sevgi ve Birliktir.<br />
O, bir veli hüviyetiyle gönüller coşturmuş, bir pir, bir mürşit olarak insan kalbini saflaştırmış, bir bilgi kaynağı olarak insan aklını nur ile yıkamış, akıl ve gönülleri kirden kurtarmış, gelmiş geçmiş tüm peygamberlerin temsilcisi olmuştur. </p>
<p>Onun içindir ki hangi âlim Mevlana&#8217;yı tanısa yücelmektedir. O&#8217;nun yoluna gönül koyan herkes kemale, sevgiye, insanlığa, bilgeliğe, hoşgörü ve yüksek ahlaka ulaşmaktadır.<br />
O, hiç bir şeyi inkâr etmez ama her şeyi birler, bütünleştirir ve sevdirir. O, kimseyi ayrı görmez. Çünkü O, her şeyin Allah&#8217;ın zuhuru ve tecellisi olduğunu bilir ve bunu insan gönlüne ve insana hal olarak yansıtır. </p>
<p>Mevlana aziz ve yüce bir üstad&#8217;dır. Tek başına bir sistemdir, bir hayat ve bir düzendir. Ahlakı, ilmi, hikmeti, sevgisi, aklı, tavrı, idraki, davranışları ve he rşeyi ile yüceliği öğreten bir Hal Abidesi&#8217;dir. Peygamber-i zişan&#8217;ın gerçek temsilcisi, aşkın ve aklın en yüksek öğesi ve gerçeğidir. </p>
<p>&#8220;İnsan yaratılmışların en şereflisidir&#8221; düsturuyla her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklayan Hz. Mevlana sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolüdür.</p>
<p>HZ. MEVLANA&#8217;YA GÖRE İNSAN </p>
<p>Hz. Mevlana&#8217;da insan, ölümlü ile ölümsüzü, iyi ile kötüyü, ilahi ile beşeri benliğinde toplayan bir birleştiricidir. İnsan ölümsüzlüğün, ölümlü beden içinde tekamül seyrini yaşamak için bu alemdeki görünümüdür. İnsan varlık ağacının meyvesidir. Bir rubaisinde şöyle seslenir:<br />
&#8220;Suret suretsizlikten meydana geldi. Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren, mum ve petek değildir. Arı biziz, şekil ve çokluk sadece bizim imal ettiğimiz mumdur. Şekil ve cisim bizden vücuda geldi. Biz onlardan değil; şarap bizden sarhoş oldu, biz şaraptan değil.&#8221;<br />
Hz. Mevlana varlığın özü, yani yaratıcı kudretle insanın özünü birleştirmiştir. İnsanın şeref ve yükümlülüğü, zevki ve çilesi işte bu birlikten kaynaklanmaktadır. Bu birlik insanı varlığın gayesi yapmıştır. Varlık, anlamını insanla kazanır. Yaratıcı eserini insanla seyreder, zira insan hakkın gözü ve aynasıdır. </p>
<p>Hz. Mevlana şöyle seslenir:<br />
&#8220;Sen cihanın hazinesisin, cihan bir yarım arpaya değmez. Sen cihanın temelisin, cihan senin yüzünden taptazedir. Diyelim ki âlemi meşale ve ışık kaplamış; çakmaksız ve taşsız olduktan sonra o, iğreti bir rüzgârdan başka nedir?&#8221;<br />
Yüce Hüdavendigar &#8220;Mümin müminin aynasıdır&#8221; hadisini açıklarken şöyle konuşur:<br />
&#8220;Tanrı&#8217;nın adlarından biri de el-mümin&#8217;dir. İman eden kula da mümin denir. Mümin müminin aynasıdır demek, Tanrı onda, o aynada tecelli etti demektir.&#8221; O halde Hakk&#8217;ı insanda görmek gerekir. Bunu yapmayan, görmesini bilmiyor demektir. </p>
<p>Yine Mevlana şöyle seslenir:<br />
&#8220;Murat sensin. Neden oraya buraya koşuyorsun? O, sen demektir. Ama sen, sakın ben deme, hep sen diye söyle. Göz dürüst görürse, sen O olursun. O da sen olur.&#8221;<br />
&#8220;Ey Tanrı kitabının örneği insanoğlu! Ey şahlık güzelliğinin aynası mutlu varlık. Her şey sensin. Âlemde ne varsa senden dışarı değil. Sen ne ararsan kendinde ara, çünkü her varlık sende.&#8221;<br />
İnsanın bu şerefi bedava değildir. Bu şerefin beraberinde getirdiği sorumluluk ve ıstırap da büyüktür. İnsanın şerefi gibi, sorumluluğu ve ıstırabı da varlığın en büyük sorumluluk ve ıstırabıdır. Mevlana&#8217;nın kavgası eşyaya boyun eğen insanı, eşyayı boyun eğdiren bir yaratıcı benlik haline getirmek içindir. </p>
<p>İnsan, ne olduğunu anlamak için nereden geldiğini anlamak zorundadır. Mevlana&#8217;ya göre böyle bir anlayış Yaratıcı kudretten koptuğunun bilincinde olan insanın nasibidir.<br />
&#8220;Tanrı, ululuk sırlarını insanda belirtmiştir. İnsanın önünde canla, gönülle, bedenle gerçekten bir secde ettin mi ne yana dönersen orası gönlüne Kabe olur.&#8221; </p>
<p>Mevlana yine bir beytinde:<br />
&#8220;Bedenin her zerresinden bir feryat duy, bir inilti işit; çünkü sen büyük bir şehirsin; belki de bir şehir değil, binlerce şehirsin sen. Her şey sensin; her şeyden öte ne varsa o da sensin; O da senden ibaret.&#8221;<br />
İnsan geçirdiği bu kadar maceraya rağmen kendi değerinin henüz farkında değildir. Kendisini kuşatan dünyanın nice tufanına tanık olmasına rağmen kendi içinde sakladığı tufanların henüz idrakine varamamıştır. </p>
<p>&#8220;Âdemoğlu dediğin, dünya sandığına konmuş bir aslandır. Sandık kapanmış, kilitlenmiştir. O da kendisini yorgun ve bitkin göstermektedir. Ama günün birinde bir coştu, bir kükredi de sandığı kırıp parçaladı mı nelere gücü yettiğini, ne işler edeceğini o vakit görürsün.&#8221;<br />
“İnsanların taş yüreklerinde öylesine bir ateş vardır ki perdeyi kökünden yakar. Perde yandı mı, insan Hızır hikâyelerini de tamamen anlar. O eski aşktan gönlün içinde yeniden şekiller meydana gelir.” Ve yine şöyle seslenir yüce Mevlana:<br />
“Sen ya Tanrı nurusun ya da Tanrısın; onun mazharısın. Şu dönen göğü Tanrı&#8217;ya layık görme, yıldızlarla ayda irade, bir özgürlük var sanma. Güneşlerin güneşi sensin. Şu gök kubbede dönüp duran güneş başı bağlı bir topal eşek gibidir.” </p>
<p>Din, dil, ırk ayırmayan, her şeyi ve herkesi Tanrı’nın bir parçası olarak gören yüce Mevlana’nın kadını bu düşüncenin dışında tutmadığını anlatmaya herhalde gerek yoktur. Her zerrenin Tanrı’nın birer parçası olduğunu belirten bu büyük insanın cinsiyet ayrımı yapabileceğini düşünmek ancak cahilliktir. O’na göre Tanrı katında cinsiyet yoktur. Dolayısıyla maddi âlemde de cinsiyet ayrımının getirdiği davranış farklılıkları olmamalıdır.<br />
Hz. Mevlana aşkla, müzikle, sema ve şiirle beslenip gelişen bu dinler üstü yolda kadına da büyük bir önem vermiş, her konuda olduğu gibi bu konuda da çağın ötesinde düşünmüş ve uygulamıştır. Kadını hayatın diğer parçaları gibi, belki de daha fazla önemsemiştir. Onları hayatın içine çekmeye çalışmış ve devrin şartlarına aldırmadan, hiç çekinmeden insanlığın kadınla birlikte var olduğu mesajını tüm âleme vermiştir. </p>
<p>Mesnevisinde,<br />
“Kadın bir Nur’dur sevgili değil, kadın yaratıcıdır yaratılmış değil&#8230;” sözleriyle kadına bakışını çok net olarak tanımlayan Hz. Mevlana, onu “yaratan kudret” mertebesine çıkarmış ve yaratıcılığın simgesi olarak göstermiştir. O her şeyden önce, kadının kapanmasının ve örtülmesinin aleyhindeydi. “Fi-hi Mafih” adlı eserindeki bir fasılda, karısını örten kapatıp kimseye göstermeyen erkeği &#8216;koltuğunun altına bir somun ekmeği saklamaya çalışan insan&#8217;a benzeterek kınamıştır. Gizlenmenin ve örtünmenin karşısındaki insanın daha çok merakını arttıracağını ve görme duygusunu kamçılayacağını belirten Mevlana bunun sadece kötülüğü arttıracağını ifade etmiştir. </p>
<p>Kadının veya erkeğin değil, insanın iyisi ve zararlısı olduğunu söyleyen Mevlana, bu görüşlerini hayatında da uygulamıştır. O’nun bir çok kadın müritleri vardı ve onların davetlerine hep uyar, aralarına katılır onlarla şiirler okur ve onlarla sema derdi. Hz. Mevlana’yı seven kadınlar onun başına güller serperdi.<br />
Hz. Mevlana tek kadınla yaşamış, cariye ve köle kullanmamıştır. Oğlu Sultan Veled‘e yazdığı bir mektupta zevcesini hoş tutmasını, ona saygı göstermezse kendisini de incitmiş olacağını belirtmiştir. </p>
<p>Hz. Mevlana öyle bir potadır ki oraya atılan her madde, orada yeteneğine göre en uygun gelişimini bulmuştur. Oraya düşen her zerre güneşlere ışık salan bir hal almış, padişahlara buyruk yürütmüş, tahtsız taçsız gönüller hakanı sayılmış, ya da yokluğa karışmış, addan sandan geçmiş, insanlığa bir iksir olmuş, soluk alanların ciğerlerine işlemiş, yeni bir arayış gücü vermiştir. </p>
<p>En güzel görüş Mevlana’nın nazarıyla beslenmiş, gelişmiş, en tatlı ses Mevlana’nın konservatuarında ahenkleşmiş, beste olmuş, en gerçek bilgi Mevlana enstitüsünde metodlaşmış, şaheser vermiş, en insani duygu Mevlana hareminde olgunlaşmış, kudret haline gelmiştir. Mevlana, kendisine gönül verenleri hem kendi asıllarına kavuşturan, hem içinde bulunduğu çağa göre, topluma göre en yararlı olacak şekilde yetiştiren bir “İnsanlık üniversitesidir”.</p>
<p>Not: İnternetten alıntıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.harbidantel.com/mevlana-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müzeler Haftası ile İlgili Kompozisyon</title>
		<link>http://www.harbidantel.com/muzeler-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html</link>
		<comments>http://www.harbidantel.com/muzeler-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 20:08:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merve</dc:creator>
				<category><![CDATA[İle ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[haftası]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kompozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[Müzeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.harbidantel.com/?p=3210</guid>
		<description><![CDATA[Müzeler Haftası ile İlgili Kompozisyon 18-24 Mayıs tarihleri arası Müzeler Haftası’dır. Müzeler Haftası&#8217;nda ülkemizin kültür varlıkları tanıtılır. Eski eserlerin korunması, gereği anlatılır. Müzelerimiz gezilerek milli kültür ve tarih bilgimiz zenginleştirilir. Hafta içinde açık oturumlar düzenlenir. Uzmanların konferans vermeleri sağlanır. Okullarda Tabiat Varlıkları ve Müzeler köşesi hazırlanır, bu köşede müzecilikle ilgili basında çıkan yazılar sergilenir. Öğrencilerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Müzeler Haftası ile İlgili Kompozisyon<br />
18-24 Mayıs tarihleri arası Müzeler Haftası’dır. Müzeler Haftası&#8217;nda ülkemizin kültür varlıkları tanıtılır. Eski eserlerin korunması, gereği anlatılır. Müzelerimiz gezilerek milli kültür ve tarih bilgimiz zenginleştirilir. Hafta içinde açık oturumlar düzenlenir. Uzmanların konferans vermeleri sağlanır. Okullarda Tabiat Varlıkları ve Müzeler köşesi hazırlanır, bu köşede müzecilikle ilgili basında çıkan yazılar sergilenir. Öğrencilerin müzecilikle ilgili yazıları burada değerlendirilir. Çevrede bulunan eski eser niteliğindeki belge ve kalıntılar bu köşede sergilenir. Müze; sanat, bilim, tarih, kültürle ilgili eserlerin halka gösterilmek için toplanıp sergilendiği yerlerdir. Eski eser; belge, anıt ve kalıntılardır. Eski eserler, bize, geçmiş yıllarda insanların düşünüş, inanç, yaşayış ve yetenekleri hakkında bilgi verirler. Geçmişi öğrenerek bugünü anlamamıza yardımcı olurlar. Eski eserlerin derlenip toplanması önce İngiltere’de başlamıştır. imparatorluğun değişik yerlerinden toplanan belgeler, kalıntılar, heykeller başkente getirilerek bugünkü müzenin ilk biçimi oluşturulmuştur. Daha sonra Avrupa&#8217;nın öteki ülkelerinde de benzer çabaların gösterildiğini görüyoruz. Müzeler başlangıçta halka açık değildi. Müzelerden devlet yöneticileri ile bilginler yararlanıyordu. 1850 yılından sonra müzelerdeki eski eserler sergilenerek halkın ilgisine ve bilgisine sunuldu. Yurdumuzda müze çalışmaları 1846 yılında Ahmet Fethi Paşa tarafından başlatıldı. İlk müze İstanbul’da Aya İrini Kilisesi&#8217;nde kuruldu. Daha sonra Osman Hamdi Bey zamanında yurdun çeşitli bölgelerinde özellikle Nemrut Dağı&#8217;nda eski Sayda kentinde yapılan arkeolojik kazılardan çıkan eserler İstanbul’a getirildi. Bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzesi kuruldu. Osman Hamdi Beyin ölümünden sonra bu göreve Halit Eldem atandı. Onun zamanında Türk İslam eserlerini içine alan «İslam Müzesi» kuruldu. 1924 yılında Topkapı Sarayı müze olarak hizmete açıldı. 1928 yılında Etnografya Müzesi tamamlanarak hizmete girdi. 1934 yılında Ayasofya müze olarak hizmete sunuldu. Bu arada Konya, Bursa, Manisa, İzmir, Kayseri, Afyon, Antalya, Edirne, Adana illerimizde müzeler açıldı. Açılan müzeler geliştirildi. Eski müzeler onarıldı. Cumhuriyet döneminde bir yandan müzeler açılırken öte yandan da arkeolojik kazılar yapıldı. Roma Hamamı, Ahlatlıbel, Alacahöyük, Alişar, Boğazlıyan kazıları ilk milli arkeolojik kazılardır. Bu kazılardan çıkan eserler Ankara&#8217;da Anadolu Medeniyetleri Müzesi&#8217;ndedir. Ülkemiz toprakları üstünde birçok uygarlıklar yaşanmıştır. Bu uygarlıkların kalıntıları, anıtları belgeleri müzelerimizde sergileniyor. Yurdumuzda bugün yüz yirmi yedi müzemiz vardır, bu müzelerde toplam iki milyonu aşan eski eser sergilenmektedir. Yurdumuza gelen turistlerin büyük bir çoğunluğu bu müzelerimizi gezmektedir. Müzelerimizi zenginleştirmek için bulduğumuz eski eserleri müze yöneticilerine teslim etmeliyiz. Çevremizde izinsiz kazı yapılıyorsa durumu ilgili makamlara bildirmek bir yurttaşlık görevidir. Yurdumuzun tarihi değerlerine eski eserleri koruyarak sahip çıkmalıyız. Bu onurlu bir yurttaşlık görevidir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.harbidantel.com/muzeler-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NATO Günü ile İlgili Kompozisyon</title>
		<link>http://www.harbidantel.com/nato-gunu-ile-ilgili-kompozisyon.html</link>
		<comments>http://www.harbidantel.com/nato-gunu-ile-ilgili-kompozisyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 20:07:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merve</dc:creator>
				<category><![CDATA[İle ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kompozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.harbidantel.com/?p=3208</guid>
		<description><![CDATA[NATO Günü ile İlgili Kompozisyon NATO; Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü anlamına gelen North Athlantic Traty Organization olarak yazılan İngilizce aslındaki sözcüklerin kısaltılmış şeklidir. Uluslararasında sık kullanılan bu kısaltılmış biçim artık bir kısaltma olmaktan çıkmış, kendine özgün anlamı olan bir sözcük gibi kullanılmaya başlanmıştır. NATO, uluslararası bir kuruluştur. Birleşmiş Milletler Örgütü&#8217;ne üye bazı uluslar 1949 yılında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>NATO Günü ile İlgili Kompozisyon<br />
NATO; Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü anlamına gelen North Athlantic Traty Organization olarak yazılan İngilizce aslındaki sözcüklerin kısaltılmış şeklidir. Uluslararasında sık kullanılan bu kısaltılmış biçim artık bir kısaltma olmaktan çıkmış, kendine özgün anlamı olan bir sözcük gibi kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p>NATO, uluslararası bir kuruluştur. Birleşmiş Milletler Örgütü&#8217;ne üye bazı uluslar 1949 yılında kendi aralarında yeni bir birleşme ve dayanışma örgütü kurdular. Bu örgütü Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Fransa, İngiltere, İzlanda, Hollanda, Belçika, İtalya, Danimarka, Norveç ve Portekiz kurdu. Daha sonra NATO&#8217;ya 1952 yılında Türkiye, 1954 yılında Yunanistan, 1982 yılında da Batı Almanya ve ispanya katıldı. Bugün NATO&#8217;ya üye 16 ülke vardır.</p>
<p>NATO, üye ülkeler tarafından savunma amacı ile kurulmuş olan bir örgüttür. Üye devletlerin birinin saldırıya uğraması durumunda öbürleri saldırgan ülkeye karşı işbirliği içinde savaşmayı kabul etmişlerdir. Üye devletler birbirlerini korur ve kollarlar. Bu amaçla işbirliği yaparlar. NATO&#8217;nun amacı; barış düzenini uluslararası güvenliği, sosyal gelişmeyi, üye ulusların özgürlüğünü korumak olarak özetlenebilir. NATO amacına ulaşmak için çalışmalarını belli bir düzen içinde yürütür. NATO&#8217;nun çalışma organları ve görevleri şunlardır :</p>
<p>NATO Konseyi: Üye ülkelerin sürekli temsilcilerinden ya da dışişleri bakanlarından oluşur. NATO Genel Sekreterinin başkanlık ettiği bu toplantılarda ekonomik, askeri, siyasal, kültürel konular görüşülür.</p>
<p>Sekreterya : Genel Sekreter ve yardımcılarından oluşur. Görevi NATO&#8217;nun günlük işlerini yürütmektir.</p>
<p>Askeri Komite : NATO&#8217;ya üye ülkelerin genel kurmay başkanlarından oluşur. Askeri Komite NATO Konseyine bağlıdır. Askeri bakımdan en yüksek kuruldur. Bu kurulda savunma sorunları görüşülür. Komite içinde Daimi Grup adı ile anılan üçlü bir grup vardır. Bu grup yürütme organı işlevini görür. Görevi NATO Komutanlarına gerektiğinde emir vermektir.</p>
<p>NATO&#8217;nun dört büyük komutanlığı vardır. Bunlar:</p>
<p>* Avrupa Yüksek Komutanlığı,</p>
<p>* Atlantik Yüksek Komutanlığı,</p>
<p>* Manş Komitesi Komutanlığı,</p>
<p>* Amerika, Kanada Bölgesi Komutanlığıdır. </p>
<p>Her yıl 4 Nisan, NATO Günü olarak üye ülkelerde kutlanır. NATO Gününde, NATO&#8217;nun kuruluşu, organları, amacı ve çalışmaları anlatılır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.harbidantel.com/nato-gunu-ile-ilgili-kompozisyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nevruz Bayramı ile İlgili Kompozisyon</title>
		<link>http://www.harbidantel.com/nevruz-bayrami-ile-ilgili-kompozisyon.html</link>
		<comments>http://www.harbidantel.com/nevruz-bayrami-ile-ilgili-kompozisyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 20:06:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merve</dc:creator>
				<category><![CDATA[İle ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kompozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[Nevruz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.harbidantel.com/?p=3206</guid>
		<description><![CDATA[Nevruz Bayramı ile İlgili Kompozisyon AVRASYA’NIN ORTAK BAYRAMI NEVRUZ Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı &#8220;ana&#8221; olarak vasıflandıran Türk&#8217;ün düşünce sisteminde &#8220;baharın gelişi&#8221; elbette önemli bir yere sahip olacaktı. Nevruz, Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan bahar bayramıdır. Bütün bayramların dinî [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nevruz Bayramı ile İlgili Kompozisyon<br />
AVRASYA’NIN ORTAK BAYRAMI NEVRUZ</p>
<p>Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı &#8220;ana&#8221; olarak vasıflandıran Türk&#8217;ün düşünce sisteminde &#8220;baharın gelişi&#8221; elbette önemli bir yere sahip olacaktı. </p>
<p>Nevruz, Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanan bahar bayramıdır. Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiatın insanlara tesir eden bir olayından doğduğuna inanılır.</p>
<p>Tabiat ile iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı &#8220;ana&#8221; olarak vasıflandıran Türk&#8217;ün düşünce sisteminde &#8220;baharın gelişi&#8221; elbette önemli bir yere sahip olacaktı. Çünkü insan vücudu, baharda uyarıldığı kadar kışta uyarılmaz. İç karartıcı, yeknesak günlerin ardından doğan hareketli, pırıl pırıl güneşli, kuş ve hayvan sesleriyle kurulmuş ilâhî orkestranın musikisi insan hayatını canlandırır. Ayrıca ortaya çıkan rengârenk tablo kıştan bahara geçişi ne de güzel tasvir eder: &#8220;Bir yanda her tarafı kaplayan soluk, mat ve daha çok beyazın hakim olduğu renkler, diğer yanda yeşilin değişik tonları arasında baş veren bin bir renk cümbüşü&#8230; Birisi hareketsiz, şekilsiz; diğeri kıpır kıpır, şekil şekil, çiçek çiçek&#8230; Kış, sağır ve dilsiz; ilkyaz duygulu, coşkulu, kulaklara fısıldadığı nağmelerle cazibeli&#8230; Birinde tabiat hayat dolu, diğerinde donmuş, yeniden doğmak üzere uyuşmuş kalmış&#8230;</p>
<p>Genellikle Nevruz, yani Farsça &#8220;Yeni Gün&#8221; adını taşıyan bahar bayramı, insan ruhunun tabiattaki uyanışıyla birlikte kutladığı bir bayramdır. Böyle bir bayramın, yani mevsimlerin değişikliğinden doğan özel günlerin, başka başka adlar altında birçok milletin sosyal hayatında yer aldığı da bilinmektedir. Mesela, Hıristiyan âleminin dinî muhteva ile şekillendirerek ve Noel Baba sembolü ile karlar ülkesinden geyiklerin çektiği kızaklarla neşe ve ümitleri taşıdığı &#8220;Noel Bayramı&#8221; bunun farklı bir örneğini teşkil eder. Bu kutlamalarda yine bahara duyulan özlem &#8220;çam ağacı&#8221; motifi etrafında şekillendiriliyor. Aynı zamanda bir takvim değişikliğini de ifade eden bu kutlamalara baktığımızda Türk&#8217; ün kutladığı &#8220;bahar bayramı&#8221;nın da bir takvim değişikliğini yansıttığı görülüyor. Burada dikkati çeken husus &#8220;baharın başladığı zaman&#8221;dır. Türk, bu takvim değişikliğini &#8220;toprağın uyandığı gün&#8221; ile özdeşleştirmiştir. Kışın ortasında baharı kutlamaz. Türklerde bir tabiat, varoluş, diriliş bayramı niteliğinde olan Nevruz&#8217;un ruhî atmosferini ve eskiliğini anlayabilmek için kültürümüzün yıpranmış, tozlu ve pek okunmayan eski sayfalarına bir göz atmamız gerekiyor. Bu coşkuyu Türk kamları dualarında, niyazlarında şöyle ifade ediyorlar: </p>
<p>&#8220;&#8230; Yüce Göktanrı&#8217;nın ilk defa gürlediği, yağız yer, altmış türlü çiçeklerle ilk defa bezendiği, altmış türlü hayvan sürülerinin ilk defa kişnediği ve melediği zaman sen (Türk&#8217;ün Atası) yaradıldın!&#8221; </p>
<p>Bu sözler Türk&#8217;ün yaratılış felsefesinin, inancının, hayat tarzının ifadesidir. Bütün bayramların dinî ve millî bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir hatıradan, geleneklerden, duygulardan ve tabiattan doğduğundan bahsetmiştik. İşte millî bir bayram olan Nevruz da Müslüman olan ya da olmayan çeşitli Türk toplulukları arasında kamların dua ettikleri asırlar öncesinden günümüze kadar farklı farklı şekillerde, ama aynı ruhla hâlâ kutlanmakta. Bu bayram İslâmiyet&#8217;i kabul etmiş olan ilk Müslüman konargöçer Türk topluluklarında; sürgün avı, toy, şölen, yuğ vb. gibi İslâmiyet&#8217;le çatışmayan âdetlerden biri olarak devam edegelmiştir. Böylece bu ananeler günümüz Türk dünyasına ortak kültür mirası olarak intikal etmişlerdir. Gelenekler, tarihini kesinlikle tespit edemediğimiz dönemlerden kalmadır. Neden, niçin, nasıl gibi sorular sorulmadan atadan oğula kalmıştır. Gelenekler bu özelliğiyle millet bağını güçlendiren en önemli unsurlardan biridir. Baharın gelişinin kutlandığı bugün de böyle bir gelenektir.</p>
<p>Nevruz, çeşitli kültür çevrelerinde, farklı etnik gruplarda farklı bir muhtevaya ve anlama sahip olmuştur. Kültürler arasındaki iletişim sonucunda çeşitli kültürlere girmiş ve benimsenmiştir. Eldeki tarihi kaynaklardan hareketle en eski Türk adetlerinden, bayramlarından biri olduğu kesinleşmiştir. Yeni yılın başlangıcı, yenilik, coşku, canlanma gibi nitelikler hiç değişmeden günümüze kadar yaşadığı uçsuz bucaksız coğrafyalarda görülmektedir. </p>
<p>Çin kaynaklarından Kutadgu Bilig&#8217;e, Kaşgarlı Mahmud&#8217;dan Bîrûnî&#8217;ye, Nizâmü&#8217;ı Mülk&#8217;ün Siyasetname’sinden Melikşah&#8217;ın takvimine kadar, Akkoyunlu Uzun Hasan Bey&#8217;in kanunlarına kadar gelen bir çizgide Nevruz ile ilgili kayıtlar eldedir. Diğer taraftan Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmed, Safevi Türkmen Devletinin kurucusu Şah İsmail (Hataî), Osmanlılarda Sultan I. Ahmed ve Sultan Dördüncü Murad gibi hükümdarların, Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün; din adamlarımızdan Kazasker Bâki Efendi ve Şeyhülislam Yahya Efendilerin, şairlerimizden Kuloğlu, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Şükrü Baba, Hüsnü Baba, Fuzulî, Nev&#8217;î Efendi, Nef&#8217;î, Nedim, Hüseyin Suad ve Namık Kemal gibi şairlerimizin Fatih devri vezirlerinden Ahmed Paşa&#8217;nın; büyük Azeri şairi Şehriyar&#8217;ın ve büyük Türkmen şairi Mahdumkulu&#8217;nun uzun bir tarih boyunca Nevruz bayramının gelişini &#8220;Nevruziye&#8221; veya &#8220;Bahariye&#8221; denilen şiirlerle kutladıklarını da biliyoruz. </p>
<p>Ayrıca Nevruz&#8217;un Türk musikisinin en eski mürekkep makamlarından biri olarak da kültürümüzde yedi yüzyıldan fazla bir maziye sahip olduğunu da biliyoruz. Bu makam ilk defa Urmiyeli Safıyûddîn Abdulmü&#8217;mîn Urmevî (1224–1294) tarafından kullanılmıştır. Bu şekilde elimizde yirminin üzerinde makam bulunmaktadır. </p>
<p>Nevruz geleneği ne Sünnilikle, ne Alevilikle, ne Bektaşilikle doğrudan doğuş bağlantısı olmayan, İslâmiyetten çok öncelere giden bir gelenektir. Yani bir dinin veya mezhebin bayramı değildir. Bu yüzden de herhangi bir şekilde bir mezhep adına, bir din adına, bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi bir ayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır. </p>
<p>1990 yılında bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri&#8217;nde Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan ile Rusya Federasyonu bünyesindeki Tataristan 21 Mart Ergenekon/Nevruz Bayramı&#8217;nı &#8220;Milli Bayram&#8221; olarak ilan etmişlerdir. Bu günün coşkuyla kutlanmasına büyük önem vermektedirler. Türk kültüründen kaynaklanan Ergenekon/Nevruz bayramı, her yönüyle Türk gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş ananevi ve temeli beş bin yıllık Türk tarihine dayalı milli bir bayramdır. Türkiye&#8217;de de 1991 yılında Türk Dünyası ile birlikte ortak bir gün olarak resmi tatil olmaksızın bayram ilan edilmiştir. </p>
<p>Nevruz; Türk insanını birbirine kenetleyen, bağlayan, Ergenekon&#8217;dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak &#8220;ortak kültür ocağı&#8221;nda binlerce ruhu ısıtacaktır. Avrasya’nın, Türk âleminin Nevruz toyu kutlu olsun, Nevruz gülleri geleceğe umutlar taşısın. </p>
<p>Kaynak: Hatice Emel AŞA, Yeni Avrasya Dergisi, Mart-Nisan 2000</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.harbidantel.com/nevruz-bayrami-ile-ilgili-kompozisyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orman Haftası ile İlgili Kompozisyon</title>
		<link>http://www.harbidantel.com/orman-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html</link>
		<comments>http://www.harbidantel.com/orman-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 20:05:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merve</dc:creator>
				<category><![CDATA[İle ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[haftası]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kompozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[Orman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.harbidantel.com/?p=3204</guid>
		<description><![CDATA[Orman Haftası ile İlgili Kompozisyon Orman; hayvanların barındığı, çeşitli bitkilerin bulunduğu sık ağaç topluluklarıdır. Ormanda büyük ağaçlar, ağaççıklar, mantarlar, otlar, yüzlerce, binlerce bitki bir arada bulunur. Çam, sedir, köknar, ladin, ardıç, meşe, dişbudak, kayın, gürgen belli başlı orman ağaçlarıdır. Ağaçlar ya kendiliğinden yetişir, ya da insanların ormana diktiği fidanlardan oluşur. Ormanın küçüğüne, ağaçların seyrek olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Orman Haftası ile İlgili Kompozisyon<br />
Orman; hayvanların barındığı, çeşitli bitkilerin bulunduğu sık ağaç topluluklarıdır. Ormanda büyük ağaçlar, ağaççıklar, mantarlar, otlar, yüzlerce, binlerce bitki bir arada bulunur. Çam, sedir, köknar, ladin, ardıç, meşe, dişbudak, kayın, gürgen belli başlı orman ağaçlarıdır. Ağaçlar ya kendiliğinden yetişir, ya da insanların ormana diktiği fidanlardan oluşur. Ormanın küçüğüne, ağaçların seyrek olduğu yerlere koru denir. </p>
<p>Eskiden yeryüzünün büyük bir bölümü ormanlarla kaplıydı. insanların bilgisizlikleri nedeniyle yok edilen ormanların yerini bozkırlar, çoraklaşan topraklar, çöller aldı. </p>
<p>İnsanlar her zaman ağaca ve ağaçtan yapılan çeşitli araç ve gereçlere gereksinme duymuşlardır. Ormanlar, ağaçlar, toprağın nemli kalmasını sağlar. Toprak kaymasını (erozyonu) önler, selleri durdurur. Ormanlar yörenin iklimini etkiler, yağmur yağmasını sağlar. Çok sıcakları, şiddetli soğukları önler. Ormanlar aynı zamanda av hayvanlarının barınağıdır. </p>
<p>Ormanlar bir ülkenin doğal güzellik ve zenginlik kaynağıdır. Öte yandan kullandığımız araç ve gereçlerin çoğu ağaçlardan yapılır. Evimiz, önümüzdeki masa, oturduğumuz sandalye, elimizdeki kalem, defterimiz, yaktığımız odun hep ağaç ürünleridir. Ayrıca ağaçlar endüstrinin birçok kollarında, boya sanayiinde, ilaç yapımında kullanılır. </p>
<p>Bize bu kadar yarar sağlayan, ülke ekonomisinde önemli yeri olan ormanları korumalıyız. Ağaç dikip, yeni ormanlar yetiştirilmesine yardımcı olmalıyız. Ormanlara en büyük zarar insanlardan gelir, insanlar orman işletmelerinden izin almadan, çıra yapmak, reçine çıkarmak için ağaçları yaralarlar. Tarla açmak, yerleşim yeri kurmak, hayvanlara otlak yeri açmak için ormanları yok ederler.<br />
Ateşin söndürülmeden bırakılması sigaranın söndürülmeden atılması, koskoca bir orman alanının yanıp kül olmasına neden olur. Yanan ormanın yerine yenisinin yetiştirilmesine bir insanın ömrü yetmez.<br />
Zararlı böcekler, kemirici hayvanlar, özellikle keçiler, ağacın yeni süren dal ve yapraklarını yiyerek ormanlara zarar verirler. Ormanlara zarar vermek, ceza yasalarımıza göre suçtur. Orman suçları bağışlanmaz suçlardandır. </p>
<p>Ülkemizde ormanların korunması, ağaçlandırma işleri cumhuriyet yönetiminin ilanından sonra ele alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı kuruldu. Her ilde valiler başkanlığında orman yetiştirilmesi için bir kurul vardır. Bu kurul yörede ormanların korunması ve yeni ormanlar yetiştirilmesi için kararlar alır ve uygular. Her yıl Mart ayı içinde bir haftayı Orman Haftası olarak duyurur. Haftanın bir günü Ağaç Bayramı olarak kutlanır. Uygun alanlar ağaçlandırılır. Yeni ormanların yetiştirilmesi için çalışmalar yapılır. </p>
<p>Ormanların korunması, çevremizin ağaçlandırılması hem yurdumuzun, hem de dünyamızın önemli bir sorunudur. Bu nedenle 27 Mart. Dünya Orman Günü olarak her yıl kutlanmaktadır. </p>
<p>Bizler de çevremizdeki ağaçların dallarım kırmayanın, fidanları sarsmayalım. Ağaçları zararlı hayvanlardan koruyalım. Yeni fidanlar dikelim. Bu etkinliklerimizi yaşam boyu sürdürelim. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.harbidantel.com/orman-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Polis Haftası ile İlgili Kompozisyon</title>
		<link>http://www.harbidantel.com/polis-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html</link>
		<comments>http://www.harbidantel.com/polis-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 20:03:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merve</dc:creator>
				<category><![CDATA[İle ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[haftası]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kompozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[Polis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.harbidantel.com/?p=3202</guid>
		<description><![CDATA[Polis Haftası ile İlgili Kompozisyon İlk Polis Teşkilatının Kuruluşu (10 Nisan 1845) 1845 tarihi, Türk Emniyet Teşkilatı açısından önemli bir noktadır. Çünkü bu tarihe kadar zabıta olarak nitelenen teşkilat; 10 Nisan 1845 (12 Rebiü’l Evvel 1261)’den itibaren polis adı altında hayata geçmiş ve Emniyet Teşkilatının kuruluş günü olarak kabul edilmiştir. Yeniçerinin ortadan kaldırılmasından sonra, başkentte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Polis Haftası ile İlgili Kompozisyon<br />
İlk Polis Teşkilatının Kuruluşu (10 Nisan 1845)<br />
1845 tarihi, Türk Emniyet Teşkilatı açısından önemli bir noktadır. Çünkü bu tarihe kadar zabıta olarak nitelenen teşkilat; 10 Nisan 1845 (12 Rebiü’l Evvel 1261)’den itibaren polis adı altında hayata geçmiş ve Emniyet Teşkilatının kuruluş günü olarak kabul edilmiştir.<br />
Yeniçerinin ortadan kaldırılmasından sonra, başkentte ve eyaletlerde zabıta hizmetleri eskisiyle kıyaslanmayacak derecede gelişmesine rağmen; bu hizmetler karışık ve ayrı ayrı kurumlara bağlı olarak yürütülmekteydi. Teşkilat ve yürütme alanındaki bu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla ilk defa 10 Nisan 1845’te İstanbul’da ilk polis teşkilatı kurulmuş, görevleri de yine aynı tarihte yayımlanan Polis Nizamnamesinde belirtilmiş ve bu durum yabancı elçiliklere de bir yazı ile bildirilmiştir.</p>
<p>Bu nizamnamede polis teşkilatının kuruluş amacı, belde güvenliğini sağlamak olarak belirtilmiştir.</p>
<p>Bu çalışmalara rağmen, karışıklık devam etmiş, İstanbul’da polis hizmeti; Yeniçeri Ağası yerine geçen Serasker, İhtisap Ağası ve Polis adını taşıyan teşkilatlar tarafından yürütülmüştür. Taşrada ise güvenlik hizmetleri, Sipahilerden oluşan zaptiyelerle ve Asakir-i Mansure alaylarıyla yürütülmüştür.</p>
<p>Polis<br />
Polis terimi, kökeni Yunanca ve Latince olan bir kelimedir. Yunanca politika, Latince politika kelimelerinden türemiştir. Eski Yunanlılar kendi şehir devletlerine polis ismini vermişlerdir.</p>
<p>Polis kelimesi ıstılah! Olarak, kuruluşu bulunduğu yerde kamu düzen ve güvenliğini koruyan, yasaların adil ve eşit bir şekilde uygulanmasını sağlayan teşkilat, kolluk, zabıta, şehirde güvenliği sağlamakla yükümlü kişiler anlamında kullanılmıştır. Polis kelimesinin yerine emniyet deyiminin kullanıldığı da olur.</p>
<p>Polis görevi itibariyle; asayişi, amme, şahıs tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini koruyan, halkın ırz can ve malını muhafaza ve ammenin istirahatını temin eden, yardım isteyenlere, yardıma muhtaç olan çocuk, alil ve acizlere muavenet eden, kanun ve nizamnamelerin kendisine verdiği vazifeleri yapan silahlı icra ve inzibat kuvvetidir.</p>
<p>Genel olarak polis, bir ülkenin sükûn, güvenlik ve düzenini sağlamak ve korumakla görevlidir. Bunu yerine getirirken önceden belirlenmiş müeyyidelere uymakla yükümlü ve hükümet tarafından alınan ve yerine getirilmesi istenen kararların icrasını sağlamakla görevlidir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.harbidantel.com/polis-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlık Haftası ile İlgili Kompozisyon</title>
		<link>http://www.harbidantel.com/saglik-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html</link>
		<comments>http://www.harbidantel.com/saglik-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 20:02:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merve</dc:creator>
				<category><![CDATA[İle ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[haftası]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kompozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.harbidantel.com/?p=3200</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık Haftası ile İlgili Kompozisyon Sağlık, insanın en önemli sorunudur. Yaşamak, öğrenmek, iş yapabilmek için sağlıklı olmak gerekir. Sağlığı bozuk olan, hasta olan kişi görevlerini tam olarak yapamaz. Bunun sonucu olarak da, kendine, ailesine, çevresine, topluma yararlı olamaz. Sağlıklı kişi mutlu, canlı, hareketli olur. insanların sağlık kurallarını öğrenmesi ve sağlıklı yaşama bilincine kavuşması için Birleşmiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Haftası ile İlgili Kompozisyon<br />
Sağlık, insanın en önemli sorunudur. Yaşamak, öğrenmek, iş yapabilmek için sağlıklı olmak gerekir. Sağlığı bozuk olan, hasta olan kişi görevlerini tam olarak yapamaz. Bunun sonucu olarak da, kendine, ailesine, çevresine, topluma yararlı olamaz.</p>
<p>Sağlıklı kişi mutlu, canlı, hareketli olur. insanların sağlık kurallarını öğrenmesi ve sağlıklı yaşama bilincine kavuşması için Birleşmiş Milletler Örgütü 7-13 Nisan tarihleri arasını Sağlık Haftası olarak kabul etti. Her yıl Sağlık Haftası Birleşmiş Milletler&#8217;e üye ülkelerde aynı zamanda değerlendirilir. Sağlık Haftası’nın amacı, sağlık bilgisinin ve yardımının geniş halk kitlelerine ulaşmasıdır. Hafta boyunca insan sağlığı konusunda radyolarda konuşmalar yapılır. Televizyonda sağlıkla ilgili programlar sunulur. Gazete ve dergilerde insan sağlığı ile ilgili yazılar yayınlanır.</p>
<p>Bu hafta içinde okullarımızda beden sağlığı, beslenme konusunda bilgiler verilir. Sağlığın önemi anlatılır. Sağlıklı olmanın kuralları öğretilir. Birleşmiş Milletler Örgütü, her yıl bir sağlık konusu seçer. O yıl üye ülkelerde konu üzerinde durulur. Seçilen konu bir hastalık ise bu hastalığın tanımı, belirtileri, iyileştirme yöntemleri anlatılır. </p>
<p>İnsanlar çok eski çağlardan beri sağlığın önemini kavramışlardır. ilkçağlarda insan sağlığının bozulması, doğa dışı güçlerin etkisine bağlanıyordu. Hastalığın iyileştirilmesi için büyücüye başvuruyorlardı. Uygarlığın gelişmesi ile tıp bilimi ilerledi. Hastalıkların nedenleri bulundu, iyileşme yöntemleri gelişti. Bugün büyücülük ilkel toplumlarda kalmıştır. Tıp bilimi her gün yeni buluşlarla insanlığa büyük yararlar sağlıyor.</p>
<p>Tıp bilimi yalnız hastalıklarla, hasta olan insanlarla ilgilenmez, însan sağlığının sürekliliği, insanların hasta olmadan yaşamlarını sürdürmeleri için araştırmalar yapar. Yeni yöntemler geliştirir.</p>
<p>İnsanların sağlıklı yaşamaları için şu konulara dikkat etmeleri gerekir:</p>
<p>1. Sağlıklı olmak için temizliğe önem vermeliyiz.<br />
Temizlik sağlığımız açısından çok önemlidir. Bedenimizin temizliği, kullandığımız eşyaların temizliği yaşadığımız yerin temizliği gibi ayrıntılarla bir bütün oluşturur.<br />
Yalnız bedenimizin temizliği ya da yalnızca eşyalarımızın temizliği bir anlam taşımaz. Biz ne kadar temiz olursak olalım, eşyalarımız, giysilerimiz kirli olursa biz de kirli sayılırız. Bu durumda bit, pire, ve benzeri mikrop taşıyan canlılar, kolayca bizi bulur, biz de hasta oluruz.</p>
<p>2. Sağlığı bozan etkenlerden sakınmalıyız.<br />
Yanlış beslenme, gerekli besinleri almama gibi durumlar, beslenme bozukluğu sonucunu yaratır, bu da sağlığımızı bozar. </p>
<p>Alkollü içki, uyuşturucu madde kullanmak da sağlığı bozar. </p>
<p>Zehirli böcek ve bazı hayvanların sokması, ısırması zehirlenmemize neden olur. </p>
<p>Sağlığın en büyük düşmanı mikroplardır. Çeşitli hayvanlarla, yiyecek ve içeceklerle, solunum yolu ile geçen mikroplara karşı uyanık olmalıyız. </p>
<p>3. Çevremizi temiz tutmalıyız.<br />
Kişiler kendi sağlıklarını korumada dikkatli oldukları gibi çevre sağlığını korumada da dikkatli olmalıdırlar. Bunun için çevremizi temiz tutmalıyız. Yerlere çöp atmamalıyız. Çevrede sinek, sivrisinek gibi zararlı böceklerin üremesini kolaylaştıracak ortam yaratmamalıyız.<br />
Çevre sağlığını, çevre temizliğini korumak her yurttaşın önemli görevlerinden biridir.</p>
<p>4. Sağlık öğütlerini tutalım:<br />
Mevsim özelliklerine göre giyinelim. terli iken su içmeyelim. Havasız yerlerde oturmayalım. Spor yapalım.<br />
Yukarda açıklanan kurallara uyalım. Gerektiğinde sağlık kurumlarına başvuralım. Hastaneler, sağlık ocakları dispanserler, başlıca sağlık kurumlarıdır. Bu kurumlar çalışmaları sırasında birbirine yardımcı olurlar. </p>
<p>Sağlığımızla ilgili bir sorunumuz olduğunda hemen doktora gidelim. Doktorların verdikleri ilaçları tarifelere uygun olarak kullanalım. Kısacası doktorların sağlık konusundaki tüm uyarılarına uyalım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.harbidantel.com/saglik-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Engelliler Haftası ile İlgili Kompozisyon</title>
		<link>http://www.harbidantel.com/engelliler-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html</link>
		<comments>http://www.harbidantel.com/engelliler-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 20:01:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Merve</dc:creator>
				<category><![CDATA[İle ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[Engelliler]]></category>
		<category><![CDATA[haftası]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilgili]]></category>
		<category><![CDATA[kompozisyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.harbidantel.com/?p=3198</guid>
		<description><![CDATA[Engelliler Haftası ile İlgili Kompozisyon 10 ile 16 Mayıs günleri arası Sakatlar Haftası’dır. Bu hafta boyunca sakatların sorunları tartışılır. Sakatlığa sebep olan etkenler açıklanır ve bu sebeplerin ortadan kalkması için çareler araştırılır. Sakatların eğitilebilmeleri ve iş sahibi olabilmeleri için gerekli şartlar oluşturulmaya çalışılır. Sakatla Haftası boyunca, her gün ayrı bir sakatlık konusu işlenir. 10 Mayıs [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Engelliler Haftası ile İlgili Kompozisyon<br />
10 ile 16 Mayıs günleri arası Sakatlar Haftası’dır. Bu hafta boyunca sakatların sorunları tartışılır. Sakatlığa sebep olan etkenler açıklanır ve bu sebeplerin ortadan kalkması için çareler araştırılır. Sakatların eğitilebilmeleri ve iş sahibi olabilmeleri için gerekli şartlar oluşturulmaya çalışılır.</p>
<p>Sakatla Haftası boyunca, her gün ayrı bir sakatlık konusu işlenir. 10 Mayıs günü sakatlar Haftası’nın açılışı yapılır. 11 Mayıs görmeyenler günü, 12 mayıs işitme ve konuşma engellileri günü, 13 Mayıs ortopedik özürlüler günü, 14 Mayıs zeka ve ruhsal özürlüler günü, 15 Mayıs güçsüz yaşlılar ve korunmaya muhtaç çocuklar günü olarak değerlendirilir. 16 Mayıs günü ise sakatlar haftasının genel değerlendirmesi yapılır.</p>
<p>Akraba evliliği, gebelik öncesi tedbirsizlikler, aşıların zamanında yapılmaması ve kazalar sakatlığın en önemli sebepleridir. Sakatlarında hayatlarını sürdürebilmek için çalışmaları ve gelir sağlamaları gerekir. Sakatlara acıyarak ya da onlara bakıp duygulanarak sorunlarını çözemeyiz. Onların da yapabileceği işler vardır. Sakatların iş sahibi olmalarına yardımcı olmak zorundayız. Kanunlarımız işlerinde çalışan her 100 işçiden 2 sinin sakat işçi olmasını zorunlu kılmıştır. </p>
<p>Gördüğümüz sakatlarla alay etmeyelim ve gülmeyelim. Bir gün bizim de sakat kalabileceğimizi aklımızdan çıkarmadan onlara yardımcı olalım.</p>
<p>Hepinize kazasız ve sağlıklı günler, mutlu bir ömür diliyorum!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.harbidantel.com/engelliler-haftasi-ile-ilgili-kompozisyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
